Cehennem ehli beş duyusuylada azap çeker, gözü dehşet verici ve iğrenç görüntüler görür.
Kulağı korkunç ve acı veren sesler, uğultular, gürültüler, çığlıklar, inlemeler, haykırışlar duyar.
Burnu olabilecek en pis ve tiksinti verici kokularla dolar.
Dili en iğrenç tatları, en dayanılmaz acıları hisseder.
Derisi ve tüm vücudu tek bir hücresi eksik kalmamak üzere yanar, şiddetli acılar içinde kıvranır.
Bir türlü ölüp yok olmaz.
En az fiziksel acilar kadar şiddetli manevi azaplarda vardır.
Aşağılanır, horlanır, rezil olur, pişman olur, çaresizliğini ve umitsizliğini düşündükçe yüreği yanar, kan ağlar.
Sonsuzluk aklına geldikçe mahv olur.
Öyleki azap bir milyon yıl sonra, veya bir milyar yıl sonra, yada trilyonlarca yıl sonra sona erecek olsa bu onun için büyük bir umut ve sevinç kaynağı olurdu.
Ama azabın birdaha hiç sonunun gelmeyeceğini, cehennemden hiçbir zaman çıkış olmayacağını bilmenin verdiği ümitsizlik hissi dünyadaki herhangi bir ümitsizlik hissiyle kıyaslanamayacak bir duygudur.